26 Ağustos 2013 Pazartesi

Dr. Mehmet Öz'den Dümdüz bir karın için 7 yol

1. Acı biber salçasıyla

Metabolizmanızı yeniden canlandırın Göbek yağlarınızı yok etmenin ilk adımı metabolizmanızı yeniden canlandırmak. Bedeninizin yağ yakma motorlarını acı biber salçası yiyerek ateşleyebilirsiniz. Bu çeşni, biberlerin acısına sebep olan ve yedikten sonraki 30 dakika boyunca metabolizmayı yüzde 20 hızlandıran bir kimyasal olan capsaicin içeriyor. Her sabah iki yemek kaşığı acı biber salçası yiyerek bu etkiden siz de yararlanabilirsiniz.


2. Yağ hücrelerinizi yeşil çayla küçültün


Organlarınızı kaplayan yağa omentum denir. Bu en tehlikeli yağdır çünkü tüm bedeninizde yanma yaratabilir. Omentumu oluşturan yağ hücreleri bedeninize daha fazla yağ girdikçe çoğalmazlar, bunun yerine genişler ve büyürler. Bu hücrelerin içindeki yağı boşaltarak büyümeleriyle mücadele edebilir ve göbeğinizi küçültebilirsiniz. Catechin ve CLA bir arada çalışarak bu aşamayı tetikler. CLA, bileşik linoleik asit anlamına gelir. Yağı azalttığı ve ince vücut ağırlığını arttırdığı görülmüştür. CLA, hücrelerinizin yağ bırakma işlemini düzenleyerek çalışır. Ek olarak, catechinler bedeninizin yağ yakmasını sağlar. Birlikte çalıştıklarında bu kimyasallar göbeğinizdeki yağı hedef almaya yardımcı oluyor. Catechinler yeşil çaydan alınabilir. Azami fayda sağlamak için her sabah iki fincan yeterli. Çayın 20 dakika demlenmesini bekleyin ve ılık için. Acı tadını sevmiyorsanız doğal tatlandırıcı katabilirsiniz. CLA, yemeklere ilave edilebilecek şekilde bulunabilir. Günlük 3 bin 400 mg yeterli.

3. Akasya tozuyla açlığınızı öldürün

Bu, göbek eritici kimyasalsız bir diyet hapına benziyor! Toz akasya ağacının kabuğunda bulunuyor ve aslında sallayıp dökebileceğiniz bir fiber. Yemeklerinizin üzerine serpin ve sizi tok tutmaya yardımcı olacak ve siz de daha az yiyeceksiniz. Yemeğiniz yanında büyük bir bardak su içmeyi unutmayın.

 



4. Sindirim yolunuzu turşuyla arındırın

Bağırsaklarınızda birçok çeşit bakteri bulunur. Bazı tipleri iyi ve sindirimimize yardım ediyor. Bazılarıysa kötü tipli. İyi ve kötü bakteri miktarı yediklerinize bağlı. Yanlış çeşit yemekler yemek bağırsakta kötü bakterilerin fazla büyümesine izin vererek bağırsak duvarlarınızda yanma yapabilir ve şişmeye yol açar. Yeni araştırmalar bakterilerin karın yağlarını da etkilediğini gösteriyor. Salatalık turşusu atıştırarak kötü bakterilerle mücadele edebilirsiniz. Bu gıdada bağırsaktaki zararlı büyümeleri önleyen ve yanmaları azaltan probiyotikler var. Düşük-tuzlu seçtiğinizden emin olun. Salatalık turşusu sevmiyorsanız aynı yararları lahana turşusundan da sağlayabilirsiniz.


5. Stresi azaltın

Vücudunuzun strese tepkilerinden biri de ekstra kalori depolamak. Özellikle de karnınızda. Günde 110 gram kırmızı şarap içerek stres hormonu olan kortizolu azaltabilirsiniz. Araştırmalar günün sonunda içilen bir kadehin gevşemenize yardımcı olarak stres seviyelerinizi düşürdüğünü gösteriyor. Ayrıca, yanmayı azaltan antioksidanlarla dolu.

 

6. Karın egzersizi yapın 

Karın egzersizi yaparken unutmamanız gereken bir şey var: Yüzünüz morarana kadar mekik yapabilir ama yine de istediğiniz sonuçları göremeyebilirsiniz. Karnınızı gerçekten sıkılaştırmanın tek yolu bu çabaları kardiyoyla birleştirmek.

 

 

7. Sulu gıdalar yiyin

Şişmeyle mücadelede diyetinize ıslak gıdaları katmak için aşağıdaki yemek planını kullanın:


* Kahvaltı

Acı biber salçası kahvaltınızı göbek eritici suyla birleştirin. Bir sürahi suya başlayın ve limon, kavun, nane ve böğürtlen ekleyin. Bu içecekten gün boyu yudumlayabilirsiniz


* Öğle yemeği

Doğranmış beyaz lahana ya da büyük marul yaprakları arasında salsa sosla hazırlanmış bir ıslak fasulye burrito yapın.

 

* Akşam yemeği

Sulu gıdalar yanlızca meyve ve sebzeler değil! Akşam yemeğinde bir hindi burger fena fikir değil. Tatlı olarak da portakalın tadını çıkartın.

 

Facebook Ve Twitter Gönderilerini Blog Yazısına Eklemek

Bir süre önce yurt dışındaki kullanıcıları için, gönderileri blog yazısının içine gömme yani embed özelliğini aktifleştiren Facebook, sonunda bu özelliği Türkiye’deki kullanıcılarına açtı. Bu işlemi nasıl yapacağınızı anlatan bu yazıyı hazırlıyordum ki aklıma Tweetleri blog yazılarını gömmeyi anlatmak da geldi. Hazır elim değmişken ikisini birden bu yazıda paylaşayım dedim : )

 

 

Facebook Gönderilerini Blogger’a Gömmek

 

Facebook embed özelliği

 

Öncelikle taze bilgi olan Facebook gönderilerini gömme işlemi ile başlayalım. Facebook sayfanızdaki her hangi bir gönderinin sağ üst köşesindeki işarete tıkladıktan sonra açılan seçeneklerden Gönderiyi Göm seçeneğine tıklayın.

 

Facebook embed kodu

 

Açılan pencerede üst tarafta yazının içerisine ekleyeceğiniz kodu göreceksiniz. Bu kodun tamamını kopyaladıktan sonra Blogger kumanda panelinde yazının HTML bölümünde istediğiniz bir yere yapıştırın. Canlı örneğini de bu yazıda test etmiş olalım:

 

 

 

Tweetleri Blogger’a Gömmek

 

Tweet embed

 

Şimdi de Twitter’da herhangi bir tweet blog yazınıza nasıl gömeceğinize gelelim. Bunun için tweetlerden birinin altındaki Daha fazla yazısına tıklayarak Tweeti yerleştir seçeneğine tıklayın.

 

Twitter Embed Kodu

 

Aynı Facebook’ta olduğu gibi bir pencere açılacak ve üst tarafta yazıya eklenecek kod gözükecektir. Bu kodun tamamını kopyaladıktan sonra Blogger kumanda panelinde yazının HTML bölümünde istediğiniz bir yere yapıştırın. Canlı örneği:

 

 

 

Sosyal medyanın, iletişimin ve etkileşimin öneminin giderek arttığı bu dönemde  Facebook ve Twitter gönderilerini bloglara gömmenin, etkileşimi arttıracağı bir gerçek.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Blog Dünyasının En İyi Kitap Blogları

Her iyi “bog yazarı” aynı zamanda iyi bir okuyucuğudur. Hatta yazdığından daha çok okur diyebilirim. Bolca blog gazete, dergi, kitap vs okuyan bloggerlar kendilerini o kadar belli ediyor ki… Yazı dilleri, kullandıkları kelimeler, kurdukları cümleler sıradanlıktan çok uzakta oluyor. Kitap bloggerlarının yazılarını okumak bu yüzden çok keyifli oluyor. Okuyana her defasında “Vayy bee” dedirtebiliyorlar.

 

Blog Hocam’ı takip edenler zaman zaman belli kategorilerdeki bloglardan beğendiklerimi bir araya getirerek tanıttığımı bilirler. Daha önce moda bloglarıyemek blogları, kişisel bloglar, teknoloji blogları ve gezi bloglarını derlemiştim. Bu kez yukarıda bahsettiğim kitap bloglarından bir derleme yapmak istiyorum.

 

 

Vampirellanın Güncesi

 

Vampirella'nın Güncesi

 

Temmuz 2011’den beri yayında olan Vampirellanın Güncesini, Türkiye'nin tek "genç yetişkin" kitap blogu olarak nitelendiyor yazarı. Vampirella’nın Güncesi’nde hangi kitapların, nereden, ne kadara alındığı, bu kitaplar hakkında yorumlar ve fotoğrafların yanı sıra yazarlarla yapılan söyleşiler kitap kurtlarının ilgisini çekiyor. Ayrıca Vampirella’nın puan tablosunda, yazarın okuduğu kitaplara verdiği puanları görebilir ve saın almayı düşündüğünüz kitaplar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

 

 

Zimlicious

 

zimlicious

 

Zimlicious’ın yazarı Simay Hanım blogunda en büyük tutkusu olan kitaplarla ilgili herşeye yer veriyor. Uzun yıllardır blog yazarlığıyla uğraşan Simay Hanım, okuma yazma ile alakalı ilgisini çeken şeyleri Zimlicous’da paylaşıyor. Zimlicious’ın başarısı konusunda en önemli e-dergilerde biri olan “Kitapçı”nın da dikkatini çektini ve 5. sayısında bu bloga yer verdi.

 

 

Kitaplık Kedisi

 

Kitaplık Kedisi

 

Aslında bir kültür sanat blogu olarak nitelendirebileceğimiz Kitaplık Kedisi'nde kitap ağırlıklı yazılar yazıldığı ve ilgi gördüğü için bu listeye eklemek istedim. Kitap haberleri ve yorumlarının yanı sıra, blogun yazarı Elif Hanım’ın dekorasyon kategorisinde paylaştığı birbirinden güzel kitaplık resimlerine mutlaka göz atmalısınız.

 

 

The Reading Lady

 

The Reading Lady

 

Yaklaşık 1 yıllık bir blog olan The Reading Lady’nin içerik sayısı listedeki diğer bloglara göre az olsa da kalitesiyle öne çıkmayı başaran bir blog. Özellikle birbirinden değerli yazarlarla yapmış olduğu röportajlar, diğer ziyaretçilerinin olduğu gibi benim de dikkatmi çekti.

 

 

Rafların Arasından

 

Rafların Arasından

 

2010 yılında yayın hayatına başlayan Rafların Arasından, 3 yılı aşkın süredir güncel kalmayı başarmış ve kitap hastalarını dopdolu içerik sunan bir blog. Şuan 4 adet yazarı bulunan blog, her hafta bir konuk yazar ağırlayarakiçeriğini çeşitlendiriyor.

 

 

Kitap Delisi Gizem

 

Kitap Delisi Gizem

 

Blogun yazarı Gizem Hanım, en büyük tutkusu olan kitaplarını, yaşadıklarını, gördüklerini ve öğrendiklerini samimi bir şekilde okuyucularıyla paylaşıyor. Okuduğu kitaplar hakkında bilgi vermekle kalmıyor, kara sıra kişisel yazılar da yazıyor Gizem Hanım.

 

 

Liste elbette bunlarla sınırlı olamaz. 100’e yakın blogu yaklaşık 1 dk. inceledikten sonra içime sinenleri sizlerle paylaştım ama kitap kurtları için çok daha fazla takip edilecek blog var. Onlar da yorum bölümünden zamanla paylaşılır.

 

 

Special Thanks To…

 

Yukarıda blogları olmasa da, bu yazının oluşmasında katkıları olan Betil Hanım, Pınar Hanım ve Zehra Hanım’a çok teşekkür ederim.

20 Ağustos 2013 Salı

KartTR Sponsorluğunda Tablet Ödüllü Çekiliş

Yaklaşık 1 hafta önce sosyal medya hesaplarımda duyurduğum çekiliş etkinliğinin zamanı geldi. Bu zamana kadar yaptığım etkinliklerle 12 kişiye çekilişle çeşitli ödüller dağıtmış, 1 kişiye de çekiliş yapmadan yazarından imzalı kitaplar hediye etmiştim.

Bu etkinlik ile birlik 3 kişiye daha çekilişle çeşitli hediyeler dağıtacağım. Çekilişin sponsorluğunu ise KartTR.com sitesinden Ümit Köse üstlendi. Ödüllere ve çekilişin detaylarına geçmeden önce etkinlik sponsoru hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.


KartTR.com – Ukash Kart Resmi Web Sitesi

İlk olarak İngiltere’de kullanılan ukash kart kısa süre içerisinde sanal dünyada yayılarak bir çok kullanıcısı tarafından sevilmiştir. Karttr.Com, Ukash Kart'ın Türkiyedeki resmi bayisidir. Kredi kartı ile ukash kart satışı yapan Türkiyede sayılı Ukash kart firmalarından biridir.

Ukash kart
KartTr.Com uzun süredir Ukash kart pin kodu satışı yapmaktadır ve Ukash kart satın almak isteyen kullanıcılar tarafından tercih edilen yasal ve güvenilir bir firmadır. Daha detaylı bilgi için KartTrCom Facebook ve @KartTRcom sayfalarını da takip edebilirsiniz.


Çekiliş ile Verilecek Hediyeler

Gelelim çekiliş etkinliğine. Yazının başında da söylediğim gibi sosyal medya hesaplarımda ödüllerle ilgili biraz nabız yoklamıştım ve gelen mesajların da yardımıyla bayan-erkek, genç-yaşlı herkesin işine yarayacak ödüller seçmeye özen gösterdim. 

Çekiliş sonucunda toplam 3 kişiye ödül verilecek. Sırasıyla 1. 2. ve 3.’nün ödülleri şunlar:

- Piranha Tablet Bilgisayar piranha-tablet
Android işletim sistemi, 7” ekranı, 8 GB hafızası sayesinde yüksek performansla kullanabileceğiniz bir cihaz. 2 MP dijital kamerası ile sevdiğiniz herşeyi fotoğraflayabilir, en güzel anlarınızı filme alabilir, n kamerası ile görüntülü konuşma yapabilirsiniz. Film ve oyun meraklıları bu ürünü yanlarından ayırmak istemeyecekler.


- Philips MP3 Çalar philips-mp3calar

FullSound özelliğiyle MP3’lere hayat veren küçük ve eğlenceli bir ürün. Songbird ile müzik dosyalarını kolayca keşfedebilir, oynatabilir ve senkronize edebilirsiniz. LikeMusic ile uyumlu şarkılardan çalma listeleri oluşturabilir ve 15 saat boyunca kesintisiz müzik keyfi yaşayabilirsiniz.



- Açlık Oyunları Kitap Seti aclik-oyulari-kitap
Bilimkurgu, heyecan, gerilim ve aşkın zekice kurgulanması sonucu oluşmuş oldukça akıcı bir seri. Şuana kadar yazılmış en iyi üçlemelerden biri ve her kesme hitap eden bir seri. Bağımlılık yaratan Açlık Oyunları’nın 3 kitabından oluşan süper bir set.




Çekilişe Katılım Şartları

!!! Zorunlu Şart: Çekilişe katılıp, bu hediyelerden birine sahip olmak istiyorsanız aşağıdaki çekiliş metnini hiçbir değişiklik yapmadan blogunuzda yeni bir yazı olarak yayınlamanız gerekiyor. Yazıda, çekiliş metninin öncesine veya sonrasına dilediğinizi yazabilirsiniz. Önemli olan yazının içerisinde bir yerde bu çekiliş metninin aynen yer alması.

Blog Hocam, okuyucularına tablet hediye ediyor! Ukash kartın adresi KartTR sponsorluğunda düzenlenen çekilişle 3 kişiyi birbirinden güzel ödüller bekliyor. İsteyen her bloggerın katılabileceği bu çekiliş sonunda birinciye tablet bilgisayar, ikinciye MP3 çalar, üçüncüye ise kitap seti verilecek. Çekiliş sayfasına gitmak için buraya tıklamanız yeterli.


Ekstra +1 Katılım Hakkı
Çekilişe katılmak için zorunlu şart olan çekiliş metnini blogunuzda yayınladıktan sonra ekstra +1 katılım hakkı kazanmak isterseniz aşağıdaki metni Facebook veya Twitter hesabınızda paylaşabilirsiniz. Facebook ve Twitter paylaşımlarınızın geçerli sayılması için herkese açık olarak paylaşmalısınız.

KartTR.com sponsorluğunda düzenlenen çekilişle 3 kişiye hediyemiz var. Katılım için: http://bloghocam.blogspot.com/cekilis #çekiliş


Örnek Katılım Şablonu

Şartları yerine getirdikten sonra aşağıdaki yorum formunu kullanarak bizi bilgilendirmeniz gerekiyor. Yorumu şu şekilde yazmanız yeterli:

- İsim: Serdar Kara
- Çekiliş metnin bulunduğu postun URL’si: http://bloghocam.blogspot.com/2013/08/xxx.html
- Çekiliş mesajının Facebook URL’si: http://www.facebook.com/bloghocam/posts/xxx
- Çekiliş mesajının Twitter URL’si: https://twitter.com/BlogHocam/status/xxx
- İletişim adresi: bloghocam@gmail.com veya http://bloghocam.blogspot.com/p/iletisim.html


Kurallar Ve Hatırlatmalar
  • Sadece çekiliş duyuruları yapan veya bu tür etkinlikler için açılmış blogların başvuruları kabul edilmez.
  • Çekiliş metni yeni bir post olarak, blogunuzun ana sayfasında görünecek şekilde yayınlanmış olmalı.
  • Çekiliş metninde bir değişiklik yapılırsa başvuru kabul edilmez.
  • Çekiliş web tabanlı bir uygulama olan random.org aracı ile yapılacak ve video olarak kaydedilerek katılımcılarla paylaşılacaktır.
  • Ödül kazananlar haklarını satamaz, devredemez ve erteleyemez. Ayrıca ödül kazananlarla 72 saat çerisinde irtibat kurulamazsa, hakları yedek talihliye geçer.

Çekiliş Takvimi

Son katılım tarihi: 29 Ağustos 2013 Perşembe 23:59 

Sonuçların açıklanma tarihi: 4 Eylül 2013 Çarşamba

Tüm katılımcılara bol şans dilerim!

18 Ağustos 2013 Pazar

Kalsiyumun baş düşmanı şeker

Kalsiyum eksikliğinin en önemli nedeni şeker ve şeker içeren gıdaların fazla miktarlarda tüketilmesidir. Şeker sentetik bir gıdadır ve sindirilmesi sırasında vücudumuzda pek çok zehirli asit oluşur. Çoğunlukla kalsiyum içeren büyük miktarlarda mineral tuzları bu asitleri etkisiz hale getirmek için kullanılır. Bu tuzlar, yoğunlukla bulundukları kemiklerimizden ve dişlerimizden alınır. Tatlıya karşı çok küçük yaşlardan itibaren düşkünlük geliştiririz. Yetişkinler bile sağlığımıza zarar vermeksizin tüketilebilecek tatlı miktarının yüzlerce katını tüketir her gün. Çocukların dişlerinin neden çürüdüğünün, yetişkinlerin neden diş eti hastalıklarına yakalandığının, yaşlılarınsa kemiklerinin neden gravyer peyniri gibi delik-deşik olduğunun sebebi ortadadır. O halde, osteoporoz genetik bir hastalık mıdır? Bu soruya cevabım hayır olurdu. Saydığım hastalıklara neden olan şey, kuşaklar boyunca birbirimize aktardığımız kötü beslenme alışkanlıklarıdır. Sonuç olarak, osteoporozun ana nedenlerinden biri tatlılara olan aşırı düşkünlüğümüzdür. Ebeveynlerin “Çocuğumdan bir şekerlemeyi nasıl esirgeyebilirim? Çocukluk çağı tatlı olmalıdır” dediklerini duyarım sık sık. Onlara sağlıklı ve mutlu bir çocukluğu ne şekilde sağlayabilecekleri konusunda daha fazla kafa yormalarını tavsiye ederim. Çocuklar tatlı yiyerek sürdükleri küçük sefaların bedelini, ileride yıllarca sürecek kemik ve omurga ağrıları çekerek ödemek zorunda kalabilirler. Güncel araştırmalar kalsiyumun vücut tarafından özümsenmesinin üç ana prensibini keşfetti: 1.Kalsiyum, yağların aşırı veya yetersiz olması halinde vücuttan atılmaktadır. 2.Fosfor veya magnezyumun vücutta aşırı veya yetersiz miktarda olması kalsiyumun özümsenmesini olumsuz etkilemektedir. 3.Yiyeceklerin içerdiği D vitamini miktarı kalsiyumun özümsenmesi açısından önemlidir. Bu keşifler, pastörize ya da kaynatılmış süt içen insanların, vücutlarına neden sandıkları ölçüde kalsiyum girmediğini açıklıyor. Yumurta kabuğu çöp değildir. Yumurta kabuğu, yüzde doksanı kemiklerimiz tarafından özümsenebilen ideal bir kalsiyum kaynağıdır. Kalsiyum karbonatın yanı sıra, vücudumuz için yaşamsal olan bütün mikroelementleri içerir. Bakır, flor, demir, manganez, molibden, sülfür, silisyum ve çinkoyla birlikte toplam 27 elemente sahiptir. Yumurta kabuğunun bileşimi kemiklerimizin ve dişlerimizin bileşimine çok benzer. Yumurta kabuğu tedavisinin insan vücudu üzerindeki etkilerini inceleyen Alman ve Macar araştırmacılar, tedavinin hem yetişkinlerde hem de çocuklarda tırnak ve saç kırılmalarına, dişeti kanamalarına, pekliğe, aşırı duyarlılık reaksiyonuna, uykusuzluğa, kronik soğuk algınlıklarına ve astıma karşı olumlu etki yaptığı sonucuna varmıştır. Yumurta kabuğu tedavisi kemikleri ve dokuları güçlendirmenin yanı sıra, vücutta bulunan radyoaktif elementlerin atılmasını da sağlar. Bir adet yumurtanın kabuğunu kaynar suya koyarak beş dakika kaynatın ve kurumaya bırakın. Kuruyan kabukları kahve değirmeninde öğütün. Günde yarım ila bir gram alın. Osteoporozdan korunmak için öğüttüğünüz yumurta kabuğunu yarım limonun suyuna ekleyerek içebilir ya da tahıllara ekleyerek tüketebilirsiniz. Bu tedaviyi yılda iki kez, ocak ve kasımda birer ay süreyle uygulayın.

16 Ağustos 2013 Cuma

Dismenore Nedir? Başa Çıkma Yöntemleri Nelerdir?

Ağrılı adet görmek, tıp dilinde ''dismenore'' olarak adlandırılır. Bu ağrılar geçmişten günümüze kadar pek çok kadının karşı karşıya geldiği, yaş ilerledikçe şiddeti azalan, genellikle ani başlangıçlı; sıklıkla kramp şeklinde olan, kasık, bel ve kimi zaman da uyluk kısmına doğru yayılabilen ağrılardır. Rahim kasılmalarının yansıyan ağrı olarak bu bölgelere yansıması sonucu cereyan etmektedirler.

Bu yazıyı yazarken amaçladığım şey; menarş döneminden menopoza kadar ortalama 21-35 gün arası bir döngüyle adet görmek durumunda olan kadınların bu ağrıları nasıl en hafife indirgeyebileceği, hangi yöntemlerle, hangi besinleri tüketerek bunu sağlayabilecekleri hakkında bilgi vermek.

Adet ağrıları, ortalama 5 gün süren bir menstrüasyonun sıklıkla ilk 3 gününde hissedilir. Alel acele ağrı kesicilere sarılmadan; evde uygulayabileceğiniz doğal yöntemlerle ağrı yönetimini gerçekleştirmenin pek çok yolu bulunmaktadır. Şunu unutmamak gerekir ki; her ilaç bir zehirdir, ilaç son çaredir.

Her şeyden önce şunu da söylemek gerekir ki; bu ağrılar dayanılamaz şiddette ise, kişinin performansını ve yaşamını etkiliyorsa mutlaka bir jinekoloji uzmanına görünmek gerekir. Çünkü ardında endometriozis, tümör, polip, demir eksikliği anemisi, uygunsuz RİA kullanımı gibi sekonder dismenoreye sebep verebilen patolojiler yatıyor olabilir.

REGL AĞRILARINI HAFİFLETEN BESİNLER:

-Adet döneminde ağrıların yanında vücuttaki ödem de büyük ve rahatsız edici bir sorun. Bunun önüne geçmeniz, ağrılarınızı da hafifletecektir. Bunun için; ananas, maydanoz, tüm yeşil yapraklı sebzeler, nar, kivi, kavun, tüketebilirsiniz.

Ayrıca maydanoz sapı, mısır püskülü, kiraz sapı, ıhlamur, kimyon, funda yaprağı, kuşkonmaz, kekik gibi bitkileri sıcak suda demleyip çaylarını içebilirsiniz.

Ödemi azaltmak kadar artırmamak da önemli. Bu nedenle kafein, alkol, sigara, asitli içecekler, tuz, rafine şeker ve karbonhidratlardan mümkün olduğunca uzak durmanız fayda edecektir. O nedenle adet dönemindeki kaçınılmaz tatlı krizlerini mümkün olduğunca doğal şekerlerle, taze veya kuru meyvelerle atlatmalısınız. 

Ekmeği de tam buğdaylı veya çavdarlı tüketirseniz kan şekerinizi dengede tutar, krizlerin önüne geçmiş olursunuz. Eğer tatlı isteği geçmek bilmiyorsa, şerbetlilerden ziyade sütlü tatlılara yönelmelisiniz.

Ayrıca elbette en az 2,5 litre su tüketmelisiniz.

-Ağrılara bir de kabızlık eklenirse hissedilebilirliği daha da artacağından bol lifli gıdalar tüketip barsak hareketlerini düzenlemelisiniz. 

-Fındık, fıstık, badem, ceviz gibi kabuklu kuruyemişler tüketmelisiniz.

-Hayvansal yağlardan ziyade bitkisel yağlara yönelmelisiniz.

REGL AĞRILARINI HAFİFLETEN FİZİKSEL HAREKETLER:

-Uzun süre ayakta durmaktan, ağır egzersizlerden kaçınmalısınız. Temiz havada yapacağınız 30-35 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler ağrılarınızın hafiflemesine yardımcı olacaktır.

-Ilık suyla yapılan duş da vücudunuzu gevşetecek, yine büyük fayda sağlayacaktır.

-Değinilmesi gereken önemli bir konu da; pek çok kadının ağrıyı hisseder hissetmez kaynar suyla doldurup karnına koyduğu sıcak su torbaları. Sıcak kompres, damarların genişlemesine ve kan akımının hızlanmasına neden olur. Fakat direkt olarak karın üzerine yapılan uygulamalardansa, torbayı ayaklarınızın altına koyarak ısıyı tüm vücuda yaymak en faydalısı olacaktır. 

-Aşırı sinir ve stres ağrıları artıracağından, mümkün olduğunca dinlenmeye özen göstermelisiniz.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:

YANLIŞ: Adet döneminde banyo yapmak sakıncalıdır.
DOĞRU:Adet döneminde vajinadan gelen kan mikroorganizmaların üremesine elverişli bir ortam oluşturduğundan, bilakis bu dönemde ılık suyla banyo yapılmalıdır.

YANLIŞ: Doğum yaptıktan sonra adet ağrıları geçer.
DOĞRU: Doğumun, adet ağrıları ile organik bir ilişkisi bulunmamaktadır.

YANLIŞ: Döngüde düzensizlik hastalığa işarettir.
DOĞRU: Ara sıra her kadının döngüsünde psikolojik durumuna ve yaşam koşullarına bağlı olarak değişimler olabilir. Fakat bu durum 1-2 aydan fazla süreklilik gösterirse ve uzun süren gecikmeler yaşanırsa doktora başvurulmalıdır.

YANLIŞ: Döngü üzerinden yapılan hesaplamalar, güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir.
DOĞRU: Her kadının döngüsü beklenmeyen değişkenlikler gösterebileceğinden, takvim yöntemi güvenilir bir yöntem değildir.


Sağlık sayfam, sağlıklı, mutlu günler diler...

15 Ağustos 2013 Perşembe

İndirim Kodlarıyla İnternetten Daha Ucuza Alışveriş

İnternet üzerinden alışveriş Türkiye’de gün geçtikçe büyüyen bir pazar. Eminim çoğunuz benim gibi online alışveriş yapıyorsunuzdur. İlk zamanlarda cesaret edemediğim ve uzak durduğum online alışverişin rahatlığını ve pratikliğini gördükten sonra elektronikten giyime, ev aksesuarlarından ofis ihtiyaçlarıma çoğu ürünü internet üzerinden almaya başladım.

 

Yazının başında belirttiğim gibi internet üzerinden alışveriş ülkemizde hızla gelişen bir pazar. Bu durum büyük bir rekabeti de beraberinde getiriyor. Firmalar, yeni müşteriler kazanmak için farklı promosyon teknikleri deniyorlar. Tüketici tarafında olduğumuz için bu durum bizim oldukça işimize yarıyor.

 

Firmaların sık kullandığı promosyon yöntemlerinden biri de indirim kodu uygulaması. İndirim kodları sayesinde internet üzerinden yaptığımız alışverişleri daha ucuza getirebiliyoruz. Peki bu promosyon kodlarını nereden ve nasıl temin edebiliriz?

 

indirimkodlarim.com

 

Türkiye’de henüz yeni bir firma olan ve birçok online mağazanın resmi paylaşım merkezi olan indirimkodlarim.com bu işi bizim yerimize yapıyor. Yüzlerce marka ve mağazada alışveriş yaparken kullanabileceğiniz kupon kodlarını bir araya getiriyor. Üstelik ücretsiz!

 

Örneğin Electro World’den 150 TL’lik teknoloji alışverişi mi yaptınız? Giriyorsunuz Electro World kupon kodları bölümüne, ücretsiz 50 TL’lik kuponu kullanıyorsunuz ve sadece 100 TL ödüyorsunuz.  Ya da D&R’dan bir kitap veya DVD almak istediniz. Giriyorsunuz D&R indirim kodları bölümüne, ücretsiz kargo kuponunu kullanıyorsunuz ve kargo ücreti ödemeden ürünleri satın alabiliyorsunuz. Harika değil mi?

 

Bunlar gibi pek çok özel indirim, fırsat ve hediye için indirimkodlarim.com sitesini incelemenizi öneririm. Unutmayın “Ucuza Almak Akıl İşidir!

13 Ağustos 2013 Salı

Doğum Kontrol Yönteminde Sıra Erkeklerin

Ülkemizde gebelik istemeyen çiftler, doğum kontrol yöntemi için kadının korunmasına ağırlık verirken, yurtdışında erkeklerin tüplerinin bağlanması yöntemi gün geçtikçe yaygınlaşıyor. 

Bu yöntem, kadını psikolojik açıdan rahatlatırken, azalan gebe kalma korkusu çiftlerin cinsel yaşam kalitesini de artırıyor.

Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde doğum kontrolü yöntemi olan vazektominin (erkeklerin tüplerinin bağlanması) çocuk istemeyen çiftler için çok etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor. Erkekte tüplerin bağlanmasının doğum kontrolü açısından faydalı ve azalan gebe kalma korkusu ile cinselliğin kalitesini artıran bir yöntem olduğunu vurguluyan Dr. Partalcı, aile planlaması çerçevesinde birçok doğum kontrol yöntemi kullanıldığını, geleneksel ve modern yöntemler olarak iki gruba ayrıldığını belirtiyor. Partalcı, ülkemizde modern yöntemlerden geri dönüşümlü, geri dönüşümsüz, hormonlu, hormonsuz olarak spiral (rahim içi araç), prezervatif, doğum kontrol haplarının, geleneksel yöntemlerden ise geri çekme ve takvim uygulamasının yaygın olduğunu dile getiriyor.

Nasıl Uygulanıyor?

Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde tüplerin bağlanmasının diğer yöntemlere göre çok avantajlı olduğunu, uzun süre ilaç kullanmayı gerektirmediğini ve kadınlarda tüplerin bağlanmasında uygulanan genel anestezi yerine lokal anestezi kullanıldığını söylüyor. Hastanede yatmayı ve istirahatı gerektirmeyen ameliyatta erkeklerin tüplerin bağlanmasının sperm kanalının sperm geçmesine engel olacak şekilde kesildiğini ve bağlandığını belirten Partalcı, tüplerin bağlatılması operasyonunun çok basit bir işlem olduğunu ancak çok dikkatli ellerde ve hijyenik bir ortamda yapılması gerektiğini vurguluyor. Op. Dr. Serhat Partalcı, işlemi yaptırmaya karar verirken bu işin sıklıkla yapıldığı yerlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgularken enfeksiyon riskinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Kalıcı ve ömür boyu süren bir doğum kontrol yöntemi olduğunun altını çizen Partalcı, tedavinin etkisi hemen başlamayacağı için işlem yapıldıktan sonraki ilk 20 cinsel aktivite sonrası boşalma süresince (yaklaşık 3 ay) ek bir yöntemle korunmanın önemine değiniyor.

Türk Erkekleri Tüplerini Bağlatıyor mu?

Op. Dr. Serhat Partalcı; Avrupa’da ve Amerika'da yaygın olan bu yöntemin, ülkemizde çok fazla bilinmediğini, cinsel yaşamı olumsuz etkileyeceği düşüncesinin hakim olduğunu belirtiyor ve genellikle bu yöntemi 2-3 çocuk sahibi 40 yaş üzeri erkeklerin tercih ettiğini sözlerine ekliyor.

Aşkın hayatımıza kattığı anlamlar

Aşk; kabullenmektir, neşedir, sorumluluktur, uyumdur, düşüncedir, beklentidir, mizahtır. Bunlar, muhteşem duygu olarak tanımlanan aşkın hayatımıza kattığı özel anlamlardan sadece birkaçı.

Hayatın insana sunduğu en güzel sürprizdir aşk. İşte ayaklarınızı yerden kesen o özel duygunun hayatınıza kattığı anlamlar…

- Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır.
- Aşk, beklentidir.
- Aşk, zaaflarınızın olduğunu ortaya çıkartır.
- Aşk, kabullenmektir.
- Aşk, "Şimdi zamanı değil" diye beklemeyi bilmektir.

Mutluluktur…

- Aşk sabırdır.
- Aşk, saçlarda başlayıp, topuklarda biten bir gezintidir.
- Aşk, keşiftir.
- Aşk, bağlandığında, karşındakine "Hayır" demektir.
- Aşk, şansını tanımaktır.
- Aşk, inceliktir.
- Aşk, korumaktır.
- Aşk, sorumluluktur.
- Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir.
- Aşk, mizahtır.
- Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.
- Aşk, teslimiyettir.
- Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır.
- Aşk, neşedir.
- Aşk, sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır.
- Aşk, mutluluktur.
- Aşk, gecenin bir vakti "Sen uyu, benim gitmem gerek" dediğinizde, "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim" cevabını almaktır.
- Aşk, sıcaklıktır.
- Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir.
- Aşk, tazeliktir.
- Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.
- Aşk düşlerin gerçek olmasıdır. Aşk, kocaman yatağın 3′te 1′ine sığışmaktır.
- Aşk, yakınlıktır.
- Aşk, evin anahtarlarından bir kopya daha yaptırmaktır.
- Aşk, güvendir.

Derstir…

- Aşk, "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir.
- Aşk, "gerildiğinizde sızlayan vücut" lafının anlamını bilmektir.
- Aşk, derstir.
- Aşk, banyo dolabını açtığınızda, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır.
- Aşk, uyumdur.
- Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.
- Aşk, düşüncedir.
- Aşk, rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkarttığı sesi dinleyip, sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır.
- Aşk, yalnızlıktır.
- Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir.
- Aşk, çok özeldir.

Stresi Doğru Beslenmeyle Atlatın

Stresi doğuran nedenlerden birinin de içinde bulunduğumuz yoğun çalışma temposu olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, iş hayatında yoğun olarak hissedilen stresi beslenme programımızla yenebileceğimizi vurguluyor...

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, “Vücudun karşılaştığı herhangi bir tehdit karşısında savunma mekanizmasının gösterdiği tepki “savaş veya kaç” şeklindedir. Böylece herhangi bir tehdit veya stres unsuru karşısında, vücudun bir dizi faaliyeti olur” diyor. Solunum sayısının artarak, bedene daha fazla oksijen sağlandığını, kanda alyuvarların arttığını, beyne ve kaslara daha fazla oksijen taşındığını, kalp vurum sayısının artarak kan basıncının yükseldiğini ve bedenin gereken bölümlerine gerekli kan takviyesinin yapıldığını belirten Aylin Yılmaz, stresle başa çıkmanın yollarını şöyle anlatıyor:

Stresle ve stresin vücuda verdiği zararlarla başa çıkmada yediğiniz yiyeceklerin önemli rolü vardır. Eğer ağır stres altındayım diyorsanız sürekli stresle karşı karşıyaysanız beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyinizi, strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerindeki kontrolünüzü arttırabilirsiniz.

Stresten Kurtulmak İçin Tüyolar

Stresten kurtulmak için hangi yiyecekleri tercih etmeli, hangilerinden uzak durmalısınız?

• Alkol, çay, kahve, gazlı içecekler yerine, su ve meyve suyu tercih edilmelidir.

• Beyaz ekmek, beyaz makarna ve beyaz pirinç yerine, kepekli veya tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç kullanılmalı.

• Özel işlemden geçmiş ve hazır yiyeceklerden uzak durulmalı.

• Bisküvi, kraker, cips gibi abur cubur besinler yerine fındık, ceviz, badem gibi besin değeri yüksek kuru yemişler tercih edilmeli.

• Aşırı kırmızı et yerine tavuk ve balık tercih edilmeli.

• Tüm meyve ve sebzeler her gün tüketilmesi gereken besinlerdir.

• Şekerden ve tatlıdan uzak durulmalı bunun yerine meyve tercih edilmeli.

• Sigara ve alkol, düşünülenin tam aksine stresi gideren değil stresi daha da arttıran ve sağlığınızı tehdit eden en önemli unsurlardandır. Her ikisinden de mümkün olduğunca uzak durmak ve hatta hiç kullanmamak sağlınız için çok önemlidir.

• Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmenin yanı sıra doğru egzersizle de stresinizi azaltmayı başarabilir doğru nefes teknikleri ile stresinizi azaltabilir ve rahatlayabilirsiniz. Uzakdoğu’da benimsenen  “İnsanı tanımak için nefesini dinle” felsefesi de bu durumun bir kanıtı olarak düşünülebilir. Sakin insanlar ağır ve dengeli, sinirli insanlar yoğun ve yüzeysel, huzursuz ve endişeli insanlar yüzeysel ve kesik kesik, hırslı insanlar ise, dengesiz ve düzensiz nefes alırlar. Stres durumunu hissettiğinizde, siz de derin nefes egzersizleri yaparak, ağır ve dengeli nefes almaya çalışarak stresinizden kurtulabilir daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama sahip olabilirsiniz.

Kadınlar Sağlığına Ne Kadar Önem Veriyor?

Türkiye'deki kadınların çoğunluğu fiziksel sağlık durumundan genel olarak memnun. Buna karşın, kadınların üçte biri hayatında hiç jinekoloğa gitmemiş...

Sağlık ve iyi yaşam alanının lider şirketi Philips, kadın sağlığı üzerine Türkiye genelinde yaptığı yeni araştırma ile geçtiğimiz yıl açıkladığı “Sağlık ve İyi Yaşam Haritası”nı geliştirdi. 400’den fazla kadının katılımı ile 12 şehirde yapılan yeni araştırma; kadınların mevcut sağlık durumlarının ve meme kanserine yönelik farkındalık düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla gerçekleştirildi.

Araştırma hakkında bilgi veren Türk Philips CEO’su ve Philips Sağlık Türkiye Genel Müdürü Willem Rozenberg, “Günümüzde kadınlar sağlık hizmetleriyle ilgili kararlarda ve harcamalarda çok büyük etki sahibidir, sağduyulu ve seçici müşterilerdir. Kadınlar sağlık hizmetlerinin esas müşterileridir, bunun nedeni sadece karmaşık sağlık yapılarına sahip olmaları değil, aynı zamanda genellikle aile fertlerinin sağlık durumlarını da yönetmeleridir. Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşar, dünya nüfusundaki oranları daha yüksektir ve hayatları boyunca sağlık kaynaklarını daha fazla tüketir.

Biz de bu bilgilerden yola çıkarak, toplumların sağlık ve yaşam kalitesini geliştirmeyi misyon edinmiş bir firma olarak, geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde yaptığımız araştırma sonucunda açıkladığımız 'Sağlık ve İyi Yaşam Haritası'nı bu yıl da sağlık kadın sağlığı üzerine yaptığımız yeni araştırma ile geliştirdik. Türkiye’de yaşayan kadınların mevcut sağlık durumlarının ve meme kanserine yönelik farkındalık düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla yaptığımız bu yeni araştırma; kadınların sağlık alanında yaşadığı sorunları ve beklentilerini anlamamıza ve bu doğrultuda ihtiyaçlarını doğru biçimde tespit etmemize fayda sağlayacaktır” dedi.

Kadınların Çoğu Sağlık Durumundan Memnun

Yapılan araştırmaya göre kadınların çoğunluğu (yüzde 62) fiziksel sağlık durumundan genel olarak memnun. Buna karşın, kadınların üzde 65’i yeterli düzeyde fiziksel egzersiz yapmıyor. Yüksek tansiyon, jinekolojik hastalıklar, eklem ağrıları ve meme kanseri görüşülen kişilerin önümüzdeki 5 yıl içerisinde sağlığı için tehdit oluşturacağından endişe ettikleri hastalıkların başında geliyor. Türkiye’deki kadınların yarıdan fazlası sağlık hizmetlerini kadınların ihtiyaçlarını karşılamada yeterli bulmuyor. Devletin kadın sağlığına yönelik olarak öncelik vermesi ve kaynak ayırması gerektiği düşünülen hastalıkların başında kanser geliyor, kanseri jinekolojik hastalıklar takip ediyor.

3 Kadından 1'i Hayatında Hiç Jinekoloğa Gitmemiş

Görüşülen kişilerin sadece üçte biri Türkiye’deki kanser teşhis ve tedavisine yönelik teknik ekipmanları yeterli buluyor. Kadınların yarıdan fazlası kanserden korunmak için hiçbir şey yapmıyor. Kadınların üçte biri hayatında hiç jinekoloğa gitmediğini söylüyor. Türkiye’deki kadınların yarıdan fazlası bugüne kadar meme kanseri taraması yaptırmak ve kontrol amacıyla bir doktora ya da sağlık kurumuna gitmediğini belirtiyor. Görüşülen kişilerin %38’i ilk mamografi için önerilen yaşı bilmiyor. Kadınların yüzde 78’i her yıl düzenli olarak mamografi çektirmenin meme kanseri teşhisine etkisinin büyük olduğunu düşünüyor. Benzer biçimde, erken teşhisin tedavi edilebilirlik üzerindeki önemine yönelik farkındalığın da yüksek olduğu görülüyor (yüzde 85).

Kadınların Yaklaşık Yarısı Meme Kanseriyle Tanışmış

Araştırma kapsamında görüşülen kişilerin yüzde 41’i daha önce kendisine veya bir yakınına meme kanseri teşhisi konduğunu söylüyor. “Üzüntü”, bu haber karşısında ilk hissedilen duyguların başında geliyor. Eşler kişiye kanser teşhisi konması durumunda bu durumun ilk paylaşılacağı kişi olarak belirtiliyor. Meme kanseri konusunda etkili bilgi kaynakları incelendiğinde, televizyon programları ve uzman doktorların bilgi alınan kaynakların başında geldiği görülüyor. Görüşülen kadınların yüzde 20’si ise meme kanseri hakkında hiçbir kaynaktan bilgi almadığını söylüyor.

Araştırma Notları

- Kadınların %62'si fiziksel sağlık durumundan genel olarak memnun.
- Kadınların %65’i yeterli düzeyde fiziksel egzersiz yapmıyor.
- Türkiye’deki kadınların yarıdan fazlası sağlık hizmetlerini ihtiyaçlarını karşılamada yeterli bulmuyor.
- Kadınların üçte biri hayatında hiç jinekoloğa gitmemiş.
- Türkiye’deki kadınların %78’i her yıl düzenli olarak mamografi çektirmenin meme kanseri teşhisine etkisinin büyük olduğunu düşünüyor.
- Kadınların %41’i daha önce kendisine veya bir yakınına meme kanseri teşhisi konduğunu belirtiyor.
- Kadınların yarıdan fazlası kanserden korunmak için hiçbir şey yapmıyor.

Hamileyken Cinsellikten Korkmayın...

Kadınların pek çoğu bebeklerine zarar vereceği endişesiyle hamilelikte cinsellikten korkar. Ancak gebelik döneminde de sağlıklı bir cinsel yaşamın söz konusu olduğunu belirten uzmanlar, "Doğru seks, düşük riski getirmez, erken doğumu da tetiklemez" diyorlar.

Gebelikteki yanlış inanışlar veya çiftlerin korkularının hamilelikte seksüel yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, "Hekim tarafından aksi söylenmedikçe gebelikte normal yaşantıdan uzaklaşmamak ve ciddi kısıtlamalara girmemek gerekir" diyor.

Cinsel İstek Azalabilir

Gebelik sırasında anne adayında yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlerden cinsel isteğin de etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, bu etkileşimin, gebeliğin bazı dönemlerinde azalırken bazı dönemlerde artış gösterebildiğini kaydediyor. Cinsel istekteki bu değişikliklerin anne adayında oldukça belirgin olduğunu anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, şu bilgileri veriyor:

"Düşük riski veya erken doğumu tetikleyeceğine olan inanç gebelikte cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesine neden oluyor' diyor. Gebeliğe özgü kilo alma, çatlaklar, şişlikler, gebelik maskesi gibi bazı değişimler anne adayında ruhsal çöküntüye neden oluyor. Eşlerin tutumunun da bazen bu inancı tetiklediğini anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, konuyla ilgili şunları söylüyor: 'Unutulmaması gereken şey bu değişimlerin çoğunun doğum sonrası geçeceğidir. Aslında yapılan bazı çalışmalar daha önce hiç orgazm olamamış kadınları gebelikteki birlikteliklerinde orgazm olabildikleri gösterilmiştir. Bu nedenle eğer hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse gebelerin cinsel yaşamlarını yumuşak bir şekilde yaşamalarında bir sakınca yoktur."

Bu Durum Erkekleri de Etkiliyor

Baba adaylarında da durumun benzer olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, erkeklerdeki değişimi şöyle anlatıyor:

"Baba adaylarının bazılarında cinsel istek artarken, bazılarında ciddi azalma olur. Bu durum, kişinin hayata bakışıyla da paralellik gösterir. Yanlış inanışlar da bu durumu tetikleyebilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında annede görülen bulantı, kusma ve halsizlik eşte üzüntü, acıma ve strese yol açar. Bu da cinsel yaşamın ikinci plana atılmasına neden olur. Gebeliğin son üç ayında ise hem annede oluşan fiziksel değişimler, hem de ilişkinin olası bir erken doğumu tetikleme ihtimalinden dolayı erkekte, ilişkiden kaçınma duygusu uyandırır. Gebelikte erkekte beklenen şey mantıklı ve şefkatli olmasıdır. Daha önceki gebeliklerde tekrarlayan düşük, erken doğum ya da düşük öyküsü olan kişiler ise gebelik sırasında ilişki konusunda dikkatli davranmak zorundadır."

Google Tarzı Sabit Arama Kutusu

Arama kutuları ziyaretçilerin aradıkları içeriğe kolayca ulaşabilmesi açısından çok önemli. Hatta zaman zaman siz bile ardığınız bir konu için blogunuzdaki arama kutusunu kullanabilirsiniz. Özellikle içerik sayınız fazla ise. Bu bakımdan daha önce 2 farklı arama kutusu paylaşmıştım. Bunlar:

 

Bu kez paylaşacağım arama kutusunu diğerlerinden ayıran pek çok özellik var. Örneğin tarz olarak Google’ın tarzına sahip. Ayrıca daha önce paylaştığım açılır arama kutusundaki tıklayınca açılma efekti bunda da var. En önemli özelliği ise blogun bir köşesinde sabit kalması. Floating ( yüzen, kayan ) denen bu özellik sayesinde ziyaretçiler sayfayı aşağı yukarı kaydırsa bile arama kutusu hep önlerinde olacak.

 

Google Tarzı Sabit Arama Kutusu

 

Sadece CCSS3 tekniği kullanılarak oluşturulan bu arama kutusunun nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için aşağıdaki demo videoyu izleyebilirsiniz.

 

 

Bu arama kutusunu kullanmak için yapmanız gereken tek şey Blogger kumanda paneline girdikten sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript Gadget yolunu izlemek ve aşağıdaki kodları eklemek.

 

<!-- Blog Hocam Google Tarzı Sabit Arama Kutusu -->
    <div class='bh-arama' id='bh-arama'>
      <form action='/search' id='bh-aramaformu' method='get'>
        <input id='s' name='q' onblur='if (this.value == &quot;&quot;) {this.value = &quot;Ara...&quot;;}' onfocus='if (this.value == &quot;Ara...&quot;) {this.value = &quot;&quot;}' type='text' value='Ara...'/>
        <button id='sbutton' type='submit'>
          <span id='simg'/>
        </span></button>
      </form>
    </div>
<style type="text/css">
#sbutton {
background: -moz-linear-gradient(center top , #4D90FE 0%, #4787ED 100%) repeat scroll 0pt 0pt transparent;background: -webkit-gradient(linear, left top, left bottom, color-stop(0%,#4d90fe), color-stop(100%,#4787ed));
background: -webkit-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#4787ed 100%);
background: -o-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#4787ed 100%);
background: -ms-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#4787ed 100%);
background: linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#4787ed 100%);background-color: #4d90fe;
border: 1px solid #3079ED;
border-radius: 2px 2px 2px 2px;
color: #FFFFFF;
height: 27px;
min-width: 76px;
padding: 0 21px;padding-bottom: 2px;
}
#sbutton:hover{ background-color: #357AE8;
background-image: -moz-linear-gradient(center top , #4D90FE, #357AE8);background: -webkit-gradient(linear, left top, left bottom, color-stop(0%,#4d90fe), color-stop(100%,#357ae8));
background: -webkit-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#357ae8 100%);
background: -o-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#357ae8 100%);
background: -ms-linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#357ae8 100%);
background: linear-gradient(top, #4d90fe 0%,#357ae8 100%);
border: 1px solid #2F5BB7;
box-shadow: 0 1px 1px rgba(0, 0, 0, 0.1);}
#simg {
background: url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjB3ZCqM-n1DDvZS1s4NajB5nef-gF77OKCURAnbmsabmi1oTjfWnetprzUQ2Nf3hOigkcK-Q7XafJzkuty0HzahJkEt2U1lZCpUf0cvYV0L0lOREUEHNZbXROtze9pZ3vFuLD4ZjMcn1Q/s1600/searchicon.png") no-repeat scroll 0 0 transparent;
display: inline-block;
height: 14px;
margin: 0;
width: 17px;z-index:101;
}#s:hover {box-shadow: 0 1px 2px #C1C1C1 inset;}
#s {border: 1px solid #BCBCBC;border-radius: 4px 4px 4px 4px;font: italic 14px times New Roman;padding: 4px 2px;width: 146px; -moz-transition: width 0.2s ease-in 0s; -webkit-transition: width 0.2s ease-in; -o-transition: width 0.2s ease-in;}
#s:focus {width: 200px;}
.bh-arama {
display: block;
position: fixed;
right: 0;
top: 1%;
max-width: 300px;min-width: 238px;
z-index: 100;
}
</style>
<!-- Blog Hocam Google Tarzı Sabit Arama Kutusu –>

 

Arama kutusu sayfanın sağ üst köşesinde konumlanacak şekilde kodlanmış. Eğer sol üst köede durmasını istiyorsanız right: 0; yazan yeri left: 1% olarak değiştirmeniz yeterli.

9 Ağustos 2013 Cuma

Buğday Çimi Deyip Geçmeyin



Bu hafta sizin gibi duyarlı ve bilinçli okuyucularıma çimen suyunun faydalarını anlatmak istiyorum. Esasında çimen suyu dediğimiz şey buğday suyudur. Ufak tepsilere ekilen buğday tohumları aşağı yukarı 15-20cm uzadıktan sonra kesilir ve suyu çıkarılarak içilir. Peki çimen suyu neden son zamanlarda bu kadar popüler oldu, nedir bu normalde alt tarafı çim diye baktğımız bitkinin içindeki özellik? Çimen suyunun saymakla bitiremeyeceğim faydalarından en önemlilerini sizlerle bu yazımda paylaşacağım.


Çimen suyu, tepsisinden taze, kesilir kesilmez içildiğinden klorofil yoğunluğu inanılmaz derecede yüksektir. Bitkilerin çoğunda bulunan klorofil güneşten gelen enerjidir, ve biz çimen suyunu içerek direk bu enerjiyi kendi hücrelerimize veririz. Klorofilin içinde yüksek miktarda vitaminler, mineraller ve protein bulunur. Klorofili esasında bitkinin kanı olarak ta adlandırabiliriz, çünkü klorofil olmadan birçok bitki hayatta kalamaz. Klorofil tüm hücreleri kuvvetlendirdiği gibi aynı zamanda karaciğeri ve kanı temizleme gibi bir özelliğe de sahiptir. En önemli bir diğer özelliği ise anemik (kandaki demiri düşük) olan kişilerde bu rahatsızlığı, yeteri derecede tüketildiğinde ortadan kaldırmasıdır. Klorofil aynı zamanda diş çürüklerini önler, ve diş etlerini sağlamlaştırır. Birçok cilt rahatsızlığına da iyi gelir.


Eğer bugünkü şehir yaşamımızı göz önüne alırsak hiçbirimiz doğal ortamlarda yetişmiş çiğ sebzelerden oluşan günlük bir menü tüketmiyoruz. Aksine yiyecekleri bakteri ve virüslerden arındırmak için normalde daha fazla pişirdiğimiz bile oluyor. Böylelikle de gıdalardan aldığımız besin değerini inanılmaz derecede düşürmüş oluyoruz.

Çimen suyunda likit oksijen bulunur. Bu oksijen, gıdaların daha iyi metabolize olmasını ve daha net ve açık düşünmeyi sağlar, çünkü beyin sağlıklı fonksiyon gösterebilmek için vücutaki oksijenin yüzde 25’ini kullanır. Bunun dışında daha iyi bir kan dolaşımı da sağlar ki bu da hücreleri çok daha iyi bir biçimde besler.

Günde iki kahve fincanı kadar çimen suyu tükettiğinizde günlük ihtiyacınız olan tüm A,C,E ve B-vitaminlerini almış olursunuz. Bu vitaminleri çok doğal bir şekilde aldığınızdan alınan vitamin haplarına göre vücut çok daha iyi metabolize eder, ve faydasını görür. Tüm bunların yanı sıra vücudun kalsiyum, demir, sodyum, potasyum ve magnezyum ihtiyaçlarını da karşılar.


Vücut için gerekli olan tüm amino asitlerde çimen suyunun içinde vardır. Et, tavuk, balık veya diğer hayvansal gıdalardan alabileceğimiz protein iki fincan çimen suyunda yeteri kadar vardır. Özellikle vejeteryanlar için inanılmaz bir protein deposudur.


Saymakla bitiremeyeceğim çimen suyunun sadece bir özelliğini daha sizlerle paylaşıp ardından nasıl yetiştirildiği ve tüketildiği hakkında bilgi vermek istiyorum. Çimen suyunun içinde inanılmaz derecede enzimler vadır ki, bunlarda tükettiğimiz gıdaların çok daha iyi metabolize olmasını sağlar.



Bunları biliyor muydunuz?

• Çimen suyu toprakta bulunan 102 mineralden 92sini içinde barındıyor.

• Çok yüksek enzim oranı olduğu kadar yüzde 70 klorofil içeriyor.

• Çimen suyu iki şekilde tüketildiği zaman kişide yüksek enerjiye yol açıyor: 1. vitamin ve mineral eksikliklerini kapatıyor 2. hücreleri, kanı ve organları tıkayan artıkların vücuttan atılmasını sağlıyor.

• Kilo vermeye çalışanlarda, kan dolaşımını ve metabolizma hızını yükselterek yardımcı oluyor.


Esasında çimen suyunu yetiştirebilmek insanın kafasında canlandırdığı kadar zor bir olay değildir. Bunun için gerekli malzemeler şunlardır: altında ufak delikleri olan en az 2 tepsi, toprak ve buğday tohumu. Toprak birinci tepsinin üzerine eşit oranda yayılarak konur, üzerine toprağı kapatacak şekilde tohumlar serpiştirilir ve bol su verilir. Birinci tepsinin üstü ikinci tepsiyle kapatılır. Günde iki kez sulanır. Artık tohumlar uzayıp çimen haline geldiklerinde zaten üzerinde bulunan ikinci tepsiyi havaya kaldırmaya başlar. Bundan sonra ikinci tepsi bir kenara konulur ve birinci tepsideki çimenler büyümeye bırakılır. 15-20cm olduklarında içilecek kadar çimen kesilip suyu sıkılır. Bir kahve fincanı kadarı idealdir. Yalnız burada çok önemli bir noktaya değineceğim. Çimen suyunun kendine ait özel bir makinası vardır. Bunun dışında hiçbir makinayla suyu çıkmaz. Kesinlikle evdeki normal sebze-meyve sıkacağı ile bunu denememenizi tavsiye ederim, yoksa aletinizin bozulma riski çok yüksektir. Eğer evde yetiştirmiyorsanız artık dışarıda birçok meyva ve sebze sıkan yerden bunu tedarik edebilmeniz mümkündür.


İkinci çok önemli hususta, kesinlikle aç karnınıza içmenizdir. Böylelikle direk kana karışır ve etkisini çok daha iyi gösterir. Ama eğer ilk kez çimen suyu içecekseniz bunu boş bir gününüzde evinizde ya da evinize yakın bir yerde içmenizi tavsiye ederim. Vücut anında detoks moduna geçtiğinden mideniz bulanabilir, ya da aşırı baş ağrısı çekebilirsiniz veya bağırsaklarınız bozulabilir. Bunların hiçbirisi de olmayabilir, ama ben sizi yerinizde olsam işimi sağlama alırdım.


Sağlıklı ve bol oksijenli günler dilerim…

Buğday - Buğday çimi - Buğday Çimi Suyu faydaları yararları


İnsanoğlunun temel besin kaynağı olan buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesi ve buğday çimi suyunun tüketilmesi bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor.

Özellikle buğday çimi suyunun 'şifa içeceği' olduğu belirtiliyor.

Buğday çimi suyunun mikropları öldürücü etkisiyle kanı temizleyerek damarların açılmasını sağlıyor.


Buğday çimi;

bağışıklık sistemini güçlendiriyor,

kansere karşı koruyor,

kalp damar sistemindeki tahribatı tamir ediyor,

kanı temizliyor.

Buğdayın, ev ortamında çimlendirilerek tanesinin veya büyüyen çimlerinin tüketilmesi ve buğday çimi suyunun düzenli kullanılması bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor, kansere karşı koruyor, kalp damar sistemindeki tahribatı tamir ediyor ve kanı temizliyor.


Buğday çiminin saç dökülmelerine faydalı olduğu iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor. İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70 oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K vitaminleri ihtiva ediyor.

Anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması özellikle tavsiye ediliyor.

Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.


Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek kısmından da yararlanılır. Buğdayda vitamin, mineral, antioksidan bakımından zengin bir potansiyel var.


Bitkisel tedavileri devamlı ve düzenli yapmak / uygulamak gereklidir.

Buğday çimi suyu Hakkinda - Buğday Çiminin Besin Değeri


1. Buğday çimi suyunun %70'i klorofilden oluşuyor.

2. Klorofil ışığın ilk ürünü ve içerisinde diğer her şeye oranla daha çok ışık enerjisi barınıyor.

3. Buğday çimi suyu işlenmemiş klorofildir ve zehirli yan etkileri olmadan hem dahili hem harici şekilde kullanılabilir.

4. Klorofil bitki yaşamının temelidir.

5. Buğday çimi, klorofil içeren diğer her yeşil bitki gibi fazla oksijen içerir. Beyin ve diğer vücut dokuları oksijen oranı yüksek olan bir ortamda işlevlerini en iyi şekilde yerine getirirler.

6. Klorofil anti-bakteriyeldir ve iyileştirici olarak vücudun hem içine hem dışına uygulanabilir.

7. Meşhur beslenme uzmanı Dr. Bernard Jensen, buğday çimi suyunu sindirmenin sadece birkaç dakika sürdüğünü ve vücut enerjisinin çok az kullanıldığını söylüyor.

8. Bilim, klorofilin zararlı bakterilerin büyümesini ve gelişmesini durdurduğunu kanıtlamıştır.

9. Klorofil (buğday çimi) kan dolaşımını düzenler. Çeşitli hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, klorofilin zehirli reaksiyon oluşturmadığını göstermiştir. Aşırı derecede kansız ya da alyuvar sayısı düşük olan hayvanlarda, dört ila beş gün klorofil kullanıldığında, alyuvar sayımı normale dönmüştür.

10. Amerika'nın orta batısında inek ve sığırları olan çiftçiler, hayvanların doğurganlıklarını korumak için onları buğday çimiyle beslerler. (Yüksek magnezyum içerikli olan klorofil, seks hormonu içeren enzimler oluşturuyor.)

11. Klorofil birçok bitkiden elde edilebilir, ama buğday çimi hepsinden üstündür, çünkü insanın ihtiyacı olan 100 elementi de içerdiği öğrenilmiştir. Organik topraklarda yetişirse, bilinen 102 mineralin 92'sini topraktan emer.

12. Buğday çimi, otçul hayvanların belirsiz süreler boyunca hayatta kalmalarını sağlayan "çim suyu faktörü"ne sahiptir.

13. Dr. Ann Wigmore, 30 sene boyunca kronik bozuklukları olan insanlara buğday çimiyle yardımcı oldu.

14. Sıvı klorofil dokulara nüfuz eder, onları yeniler ve yeniden yapılandırır.

15. Buğday çimi suyu, havuç suyu ve diğer meyve ve sebzelere oranla daha fazla arıtma maddesi içerir. Merhum Ann Wigmore'un meslektaşı olan Dr. Earp Thomas, 7 kilo buğday çiminin, 160 kilo havuç, marul, kereviz gibi sebzelere eşit olduğunu söylüyor.

16. Sıvı klorofil vücuttaki ilaç kalıntılarını temizler.

17. Klorofil vücuttaki toksinleri nötralize eder.

18. Klorofil karaciğeri arıtır.

19. Klorofil kan şekeri sorunlarını düzeltir.

20. Buğday çimi suyu akneleri tedavi eder ve tüketilmeye başladıktan yedi ila sekiz ay sonra yara izlerini bile yok eder. Aynı zamanda tüketimi de arttırılmalıdır.

21. 1940 yılında Tıp Doktoru Benjamin Cruskin, Amerikan Cerrahlık Dergisi'nde klorofili: kötü kokuları temizlemede, boğaz iltihaplanmalarında, yaraları iyileştirmede, doku naklinin iyileşmesini hızlandırmada, kronik sinüzitin tedavi edilmesinde, kronik içkulak iltihabı ve enfeksiyonunu gidermede, varisli damarların sayısını azaltmada ve bacak ülserini iyileştirmede, impetigoyu ve diğer kabuklu döküntüleri yok etmede, rektal yaraları iyileştirmede, rahim boynu iltihaplanmasını tedavi etmede, vajinal parazit enfeksiyonlarından kurtulmada, tifo ateşini düşürmede ve çeşitli durumlarda ilerlemiş dişeti iltihaplanmasını iyileştirmede kullanılması için tavsiye etmiştir.

22. Buğday çimi suyu vücut içinde bir deterjan gibi davranır ve vücut deodorantı olarak kullanılır.

23. İnsan beslenmesinde az miktarda kullanılan buğday çimi suyu diş çürümesini önler.

24. Buğday çimi suyu beş dakika boyunca ağızda bekletilirse diş ağrılarını ve dişetlerindeki zehirleri yok eder.

25. Boğaz iltihaplanmaları için buğday çimi suyuyla gargara yapın.

26. Dişeti iltihaplanmalarında, iltihaplı bölgenin üzerine lapa haline getirilmiş ve kendi suyunun içine batırılmış buğday çimi koyun ya da buğday çimi çiğneyin. Lapa haline gelince tükürün.

27. Egzama ya da sedef gibi cilt sorunları için buğday çimi suyu için.

28. Buğday çimi suyu saçların kırlaşmasını önler.

29. Buğday çimi suyu içen biri gücünde, dayanıklılığında, sağlığında ve ruh sağlığında farklılık hissedebilir ve refahlıkla ilgili bir tecrübe yaşar.

30. Buğday çimi suyu sindirime iyi gelir.

31. Her türlü kan düzensizliği için harikadır.

32. Buğday çimi suyunda yüksek miktarda enzim bulunur.

33. Buğday çimi suyu mükemmel bir cilt temizleyicidir ve cilt tarafından emilerek cildin beslenmesini sağlar. Bir küvet ılık suyun içine biraz yeşil su dökün ve 15-20 dakika bekleyin. Sonra da soğuk suyla durulayın.

34. Buğday çimi suyu protezleri (lavmanları), kolon duvarlarını iyileştirmeye ve arındırmaya yarar. Protezler aynı zamanda iç organları da iyileştirir ve temizler. Lavman yaptıktan sonra 20 dakika bekleyin, daha sonra 1,18 desilitre buğday çimi suyu uygulayın. Retain or 20 minutes.

35. Buğday çimi suyu kabızlığa ve bağırsakları açık tutmaya çok iyi gelir. İçerdiği magnezyum miktarı yüksektir.

36. Araştırmacı bir bilim adamı, müslinin mucidi ve Zürih'te bulunan Bircher-Benner Kliniği'nin kurucusu olan Dr. Max Bircher, klorofilin "güneş ışığı konsantresi" olduğunu söylerdi. "Klorofil kalbin işlevini arttırıyor; damar sistemini, bağırsakları, rahmi ve akciğerleri etkiliyor. Bu yüzden, canlandırıcı özelliklerini düşündüğümüzde, başka bir şeyle karşılaştırılamayacak bir toniktir." demiştir.

37. Dr. Bitcher'a göre, doğa klorofili (buğday çimi) bir vücut temizleyicisi, yenileyicisi ve toksinleri nötralize edici bir madde olarak kullanıyor.

38. Buğday çimi suyu, asitli gazlar solumaktan akciğerlerde meydana gelmiş olan yaraların yok olmasına yardımcı olabilir. Klorofil hemoglobin üretimini arttırdığından, karbon monoksitin etkisi minimuma iner.

39. Buğday çimi suyu kılcal damarları rahatlatırken, yüksek tansiyonu düşürür.

40. Buğday çimi suyu ağır metalleri vücuttan atabilir.

Buğday Çiminin Faydaları Hakkinda


Ann Wigmore'un Buğday Çimi Kitabı'ndan alıntı yapılmıştır.

Alyuvar sayısını attırır ve kan basıncını düşürür. Kanı, organları ve mide-bağırsak yolundaki kalıntıları temizler. Buğday çimi aynı zamanda metabolizmayı ve kanı zenginleştirerek vücudun enzim sistemlerini uyarır. Aynı zamanda vücuttaki kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur.


Tiroit bezlerini uyarır, obeziteye, hazımsızlığa ve başka birçok şikayete iyi gelir.


Kanın bazikliğini korur. Suyun alkali mineralleri arttırması, kandaki aşırı asidik yapının azalmasına yardımcı olur. Birçok dahili ağrının azalmasında ve peptik ülser, ülseratif kolit, kabızlık, ishal ve diğer mide-bağırsak yolu rahatsızlıklarında kullanılır.


Kuvvetli bir arındırıcı ve karaciğer ve kan koruyucusudur. Buğday çimi suyunda bulunan enzimler ve amino asitler, bizi karsinojenlerden başka hiçbir yiyecek ya da ilacın korumadığı şekilde korur. Hücrelerimizi güçlendirir, karaciğeri ve kan dolaşımını arındırır ve çevresel kirleticileri kimyasal olarak nötralize eder.


Tümörlerle savaşır ve zararlı maddeleri nötralize eder. Son zamanlarda yapılan araştırmalar buğday çimi suyunun, hücre yok edici maddelere sahip olan ilaçların genel etkileri olmadan tümörlerle savaşabildiğini gösteriyor. Çim suyunda bulunan birçok aktif bileşen kanı temizleyip nötralize ediyor ve hücrelerimizdeki toksinleri sindiriyor.


Yararlı enzimler içerir. Parmağınız da kesilse, 2,5 kilo da vermek isteseniz enzimler aynı işlevi görmelidir. Vücudumuzda doğal olarak bulunan enzimlerin hayatları ve becerileri, onlara buğday çimi suyunda bulunanlar gibi enzimler eklersek geliştirilebilirler. Pişirmeyin. Çimde bulunan bu enzimlerin yararlarını ancak onları çiğ olarak yersek görebiliriz. Pişirmek, yiyeceklerdeki enzimleri %100 oranında yok eder.


Kendi kanımızla büyük benzerliğe sahiptir. Klorofilin besleyiciliğinin ikinci önemli sebebi de, kanda oksijen taşıyan bileşen olan hemoglobine çok benzeyişidir. Japonya'da bulunan Hagiwara Sağlık Enstitüsü'nün başkanı Dr. Yoshihide Hagiwara, çimin yiyeceklerde ve tıpta kullanılması için öncülük ediyor. Klorofil yağ moleküllerinde çözünebildiği ve yağ molekülleri lenf sistemi aracılığıyla, kan tarafından direk olarak emildiği için, klorofilin de bu şekilde emilebileceğini söylüyor. Başka bir deyişle, bitkilerin "kanı", insan vücudunda bulunan her hücreye besleyici madde taşıyan insan kanına karıştırılabilir.


Rektal protez olarak kullanıldığında, kalın bağırsağın içindeki hasarı tersine çevirir. Protez, az miktarda suyun yaklaşık 20 dakika boyunca kalın bağırsakta tutulmasına denir. Hastalık durumunda, buğday çimi protezi kalın bağırsağı hızlı şekilde temizler ve dışkı birikintilerinin dışarı çıkmasını sağlar.


Cilde harici şekilde uygulanması kaşıntıyı anında yok eder.


Güneş yanıklarını yatıştırır ve antiseptik görevi görür. Şampuandan önce kafa derisine uygulandığında, zarar görmüş olan saçların, kaşıntılı ve kepekli kafa derisinin iyileşmesine yardımcı olur.


Kesikler, yanıklar, sıyrıklar, döküntüler, zehirli sarmaşık, ayak mantarı, böcek ısırıkları, çıbanlar, iltihaplar, açık ülserler, tümörler vb. için yatıştırıcı ve iyileştirici etkileri vardır. lapa olarak kullanın ve 2 ila 4 saatte bir değiştirin.


Uykuya yardımcı olarak kullanılır. Sadece yaşayan buğday çimi tepsisini başucunuzun yakınına koyun. Havadaki oksijeni arttırır ve sağlıklı negatif yüklü iyonlar üreterek deliksiz uyumanıza yardımcı olur.


Banyonuzu güzelleştirir. Banyo suyunuza biraz ekleyin ve uzun süre suyun içinde uzanın.


Nefesi tatlandırır ve diş etlerini sağlamlaştırıp, sıkılaştırır. Suyuyla gargara yapın.


Kadmiyum, nikotin, stronsiyum, cıva ve polivinil klorür gibi zehirli maddeleri nötralize eder.


Suyu sıvı oksijen barındırdığından, sıvı oksijen naklinde yarar sağlar. Oksijen birçok vücut işlevlerinde hayati önem taşır. Sindirimi uyarır (yiyeceklerin oksitlenmesi), daha berrak düşünmeyi sağlar (beyin vücutta bulunan oksijenin %25'ini kullanır) ve kanı oksijensiz yaşayabilen bakterilere karşı korur. Kanser hücreleri oksijenle temas ettiği durumlarda var olamaz.


Kırlaşmış saçları yeniden orijinal rengine döndürür ve günlük olarak tüketildiğinde enerji seviyelerini arttırır. Çim suyu, günlük olarak tüketildiğinde yaşlanma sürecini yavaşlatan bir güzellik tedavisi oluşturur. Buğday çimi suyu kanınızı temizler ve yaşlanan hücrelerin canlanmasına yardımcı olur. Yaşlanma sürecini yavaşlatırken, kendinizi daha canlı hissetmenizi sağlar. Gevşek ve sarkık ciltlerin sıkılaşmasına yardımcı olur.


Radyasyonun etkilerini azaltır. Buğday çiminde bulunan bir enzim olan SOD, radyasyonun etkilerini azaltır ve kalp krizlerine ya da tahriş edici maddelere maruz kalmaya sebep olan hücresel zararlara engel olan anti-inflamatuar görevi görür.

Doğurganlık sağlar ve gençlik verir.


Sadece içinde yatarak alyuvar hücrelerinizi iki katına çıkarabilirsiniz. Meşhur beslenme uzmanı Dr. Bernard Jensen, kanı yeşil sebze suları ve buğday çiminden daha iyi yenileyecek bir şey olmadığını öğrendi. Canlı Bitki Yaşamından Klorofille Sağlık Büyüsü adlı kitabında, hastalarını sadece klorofilli suda yatırarak birkaç gün içinde alyuvar hücresi sayılarını ikiye katladığı vakalar olduğundan bahsediyor. Kan yenileme sonuçları, hastalar düzenli olarak yeşil sebze ve buğday çimi suyu içtiklerinde daha hızlı şekilde ortaya çıkıyor.

Buğday çimi suyu içmek için 9 sebep


Bir çok sağlık uzmanı buğday çimini süper besn olarak tanımlıyor.Üzerinde yapılan çalışmalar henüz az olmasına rağmen,çim suyu sağlık üzerindeki faydalarıyla kendini kanıtlıyor.


Çim suyu antibiyotik özelliklere sahip.Buğday çiminde % 70 oranında bulunan klorofil hücrelerdeki toksinleri kana taşıyarak vücuttan atılıp sistemin temizlenmesine yardım ediyor.


Klorofil zararlı bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını engeller.Bakterile için iyi bir ortamın oluşmasına izin vermez.


İşte buğday çimi suyu içmek için 9 sebep:


1.Bir kaşık buğday çimi sadece 10-15 kaloridir.Yağ ve kolestrol içermez.


2. Buğday çimi vitamin,mineral ve amino asitler açısından çok zengindir.


3. Buğday çimi suyu içmek yeşil yapraklı sebze tüketiminin harika bir yoludur.


4. Buğday çimindeki klorofil karaciğeri temizlemeye yardım eder.


5. Bağırsakları çalıştırır ve kabızlığa iyi gelir.


6. Kan dolaşımının düzenlenmesine yardım ederek toksinlerin vücuttan atılmasında etkili olur.


7. Klorofil içeren bütün yeşil bitkiler gibi oksijen açısından zengindir.Beyin ve vücuttaki bütün dokular yüksek oksijen aldıkları zaman optimum düzeyde çalışırlar.


8. Sedef egzema gibi cilt hastalıklarının tedavisine yardım eder.




9. Vücut ve beyne enerji verir.

buğday çimi Nasil Kullanilir - buğday çimi Nasil icilir

Başucunuza buğday çimi ektiğiniz bir saksı koyarsanız, gece boyunca havası temizlenmiş, bol oksijenli bir odada güzel güzel uyursunuz.


* Önerilen doz: Buğday çimi tazeyken yararlıdır. Pişirecek olursanız tüm değerini kaybeder. Sağlığınızı korumak için günde 2-8 yemek kaşığı kadar içmeniz yeterlidir. Tedavi amacıyla kullanılacaksa günlük doz 8-16 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Tabii hepsi birden içilmez. Bu dozlar gün içinde bölünerek alınmalıdır.


Evde Nasıl Yetiştiririm